Şeker hastalığında cerrahi tedavi, özellikle Tip 2 diyabeti olan ve medikal tedavilerle yeterli kan şekeri kontrolü sağlanamayan hastalarda uygulanan metabolik cerrahi yöntemlerini kapsar. Bu cerrahiler yalnızca kilo kaybı sağlamayı değil, aynı zamanda bağırsak hormonlarını düzenleyerek insülin direncini azaltmayı ve kan şekeri kontrolünü iyileştirmeyi amaçlar.
Uygun hasta grubunda, cerrahi sonrası diyabet ilaç ihtiyacında belirgin azalma hatta tamamen ortadan kalkma görülebilir.

Detaylı Bilgi İçin WhatsApp İletişimi Kullanabilirsiniz. veya Aşağıdaki Risk Öğrenme Butonuna Tıklayabilirsiniz.
Cerrahi tedavi genellikle Tip 2 diyabet tanısı olan, vücut kitle indeksi yüksek olan veya uzun süredir diyabeti bulunan hastalarda gündeme gelir. İnsülin kullanan, oral antidiyabetiklere rağmen kan şekeri kontrolü sağlanamayan ve diyabete bağlı ek hastalıkları bulunan bireyler cerrahi açısından değerlendirilir. Hasta seçimi son derece önemlidir ve karar mutlaka multidisipliner bir yaklaşımla verilmelidir.
Şeker hastalığı cerrahisinde farklı metabolik cerrahi teknikleri uygulanmaktadır. Duodenal switch ve SADI-S metabolik cerrahisi, bağırsak hormonları üzerinde güçlü etkiler oluşturarak insülin direncini azaltmayı hedefler. Mini bypass cerrahisi, mide hacmini küçültmenin yanı sıra gıdaların ince bağırsağın daha ileri bölümlerine geçmesini sağlayarak metabolik etki oluşturur. Transit bipartisyon ise mide küçültme ile birlikte gıdaların bir kısmının kalın bağırsağa daha erken ulaşmasını sağlayarak kan şekeri regülasyonunu destekleyen bir yöntemdir. Hangi tekniğin uygulanacağı hastanın metabolik durumu, diyabet süresi ve genel sağlık durumuna göre belirlenir.
Metabolik cerrahi, yalnızca kilo kaybı ile değil, bağırsaklardan salgılanan hormonların düzenlenmesi yoluyla da etki gösterir. Cerrahi sonrası insülin duyarlılığı artar, pankreas üzerindeki yük azalır ve kan şekeri düzeyleri daha kolay kontrol altına alınabilir. Birçok hastada cerrahiden kısa süre sonra kan şekeri değerlerinde belirgin düzelme gözlenir.
Cerrahi tedavi, uygun hastalarda uzun süreli ve etkili sonuçlar sağlayabilir. Ancak cerrahi tek başına yeterli değildir. Ameliyat sonrası beslenme düzenine uyum, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli takip büyük önem taşır. Kurallara uyulmaması durumunda diyabet tekrar edebilir. Bu nedenle cerrahi, hastayla birlikte yürütülen uzun soluklu bir tedavi sürecinin parçası olarak değerlendirilmelidir.
Duodenal switch, Tip 2 diyabet ve ileri derecede obezitesi bulunan hastalarda uygulanan güçlü bir metabolik cerrahi yöntemidir. Bu ameliyatta mide hacmi küçültülür ve ince bağırsağın önemli bir bölümü devre dışı bırakılarak besinlerin emilimi azaltılır. Aynı zamanda bağırsak hormonlarında belirgin değişiklikler oluşur. Bu hormonal etki sayesinde insülin direnci azalır ve kan şekeri kontrolü belirgin şekilde iyileşir. Duodenal switch, özellikle uzun süredir diyabeti olan ve insülin kullanan hastalarda etkili sonuçlar sağlayabilen bir yöntemdir.
SADI-S, duodenal switch ameliyatının daha sadeleştirilmiş ve tek anastomozlu bir versiyonudur. Bu yöntemde hem mide küçültme işlemi yapılır hem de ince bağırsağın ileri bir bölümüne tek bağlantı oluşturulur. SADI-S metabolik cerrahisi, diyabet kontrolü üzerinde güçlü etki gösterirken cerrahi sürenin daha kısa olması ve anatomik yapının daha basit olması nedeniyle bazı hastalarda tercih edilir. Tip 2 diyabetin kontrol altına alınmasında etkili bir metabolik cerrahi seçeneğidir.
Mini bypass cerrahisi, mide hacminin küçültülmesi ve ince bağırsağın bir bölümünün bypass edilmesi esasına dayanır. Bu yöntemle hem kilo kaybı sağlanır hem de gıdaların bağırsakla temas şekli değiştirildiği için metabolik etki ortaya çıkar. Mini bypass, Tip 2 diyabeti olan ve obezitesi bulunan hastalarda kan şekeri kontrolünü iyileştirebilir. Cerrahi tekniğin daha basit olması nedeniyle uygun hastalarda sık tercih edilen yöntemlerden biridir.
Transit bipartisyon, mide küçültme işlemi ile birlikte gıdaların bir kısmının ince bağırsağın alt bölümlerine daha erken ulaşmasını sağlayan bir metabolik cerrahi yöntemidir. Bu sayede bağırsak hormonları daha erken uyarılır ve insülin salınımı düzenlenir. Transit bipartisyon, özellikle Tip 2 diyabeti olan ve pankreas rezervi halen korunmuş hastalarda etkili sonuçlar verebilir. Bu yöntemde bağırsakların tamamen devre dışı bırakılmaması, bazı hastalar için avantaj oluşturur.
Şeker hastalığında uygulanacak cerrahi yöntem; hastanın diyabet süresi, insülin kullanımı, vücut kitle indeksi, eşlik eden hastalıkları ve pankreas rezervine göre belirlenir. Bu nedenle her hasta için tek bir “en iyi” ameliyat yoktur. En doğru cerrahi yöntem, ayrıntılı değerlendirme sonrası kişiye özel olarak planlanmalıdır.
Daha Detaylı Bilgi İçin İletişim Sekmesine Bakınız.